“Araba sevdası” da ekonomiden siyasete, sanattan edebiyata ve gündelik hayata ülkenin neredeyse bütün serüvenine tanıklık eder.

Toplu iğneden mor iğneye mücadelenin kadın serüveni ya da feminizmin dümen suyunda alabora olan peynir gemisinin (veyahut halk arasında bilinen şekliyle şişirilmiş erkekliğin) serencamı.

Taş sanki hayatı tutar; kim açsa, kırsa, baksa içine görür bütün yeryüzünü her zerresinde.

Ancak bagajın altın çağı, 19. yüzyılda seyahatin bir statü sembolü haline gelmesiyle başladı.

Siyah önlük, ancak 1981’de zorunlu hale gelmişken neden kuşaklara yayılan toplumsal muhayyilede okul önlüğünün karşılığı oluvermiştir?

Gazoz sadece keyifle içilen, sıcak yaz günlerinin serinleticisi bir içecek değil, “dört mevsimlik” bir kültür bahçesi, özellikle çocukluk anılarını canlandıran bir düş kilidi, ihtiyarlıkta bile hasretle anılan günlerin kol gezdiği bir bellek…

Kahve, sadece kelime anlamıyla değil; çağrışımları itibariyle de pek çok hikâyeye bağlanıyor…

Bir yerel tohumun yolculuğu, ekilmesi ve yeşermesi, kültürünün ekilmesi ve yeşermesi anlamına gelir. Tohum ekilmeye devam ediliyorsa bu kültür yaşıyor, ekilmiyorsa ölüyordur diyebiliriz; hem kültürel hem de varoluşsal anlamda.

Şirketler, bankalar ve bilcümle piyasa aktörü için mobil telefon şebekesi ve ilişkide olduğu görsel işitsel eğlence dünyası, ardı kesilmez bir kazanç kapısı. Devletler içinse telefon cihazları üzerinden şirketlerin elde ettiği güç, ürkütücü.

Eskiden Şeker Bayramı zamanlarında hediye olarak mendil verildiğini, para ve değerli eşyaların mendilin içine konularak taşındığını hatırlıyorum.

Beyaz tülbent…“Barış Anneleri” ile sadece sıradan Kürt kadınının baş örtüsü olmayı aşar ve politik bir anlama bürünerek barış aktivizminin sembolüne dönüşür.

Günlük hayatımızın bir parçası olan etek, hiçbir zaman sadece bir kumaş parçası olmamıştır. Etek, hayatımızdaki pek çok nesne gibi toplumsal cinsiyetlendirilmiştir, dolayısıyla toplumsal cinsiyet lensiyle irdelenmeyi gerektirir.